Büyümek

Hep biraz sorun yaşadığım bir yer oldu sanırım okul. Önceleri sosyal nedenlerden, daha sonra ise topyekün kendisi ile sorunlarım oldu. İlkokulu sayarsak 12, liseden başlarsak 4 yıl boyunca sürdü gitti böyle:

Devam etmek zorundayım; başka şansım yok. Bırakmak büyük bir risk, göze alamayacağım kadar büyük. Her ne kadar evde çalışarak, Türkiye’deki herhangi bir üniversitenin bana vereceğinden daha iyi bir eğitim alacağıma inansam da diplomanın getirdiği bazı avantajlar ve üniversitenin eğitim dışındaki olanakları -sosyal çevre, yurtdışı programları, şirketlere daha kolay erişim vs.- var.

Okulda yaptığımız şeyin haybeye olduğunu düşündüm hep: Ne istediğimiz dersleri gördük, ne istediğimiz gibi anlattılar, ne de bir anlatan vardı. Görüyorsak eğer öğrenmek için değil, hep bir sınav için gördük. Çalışmak dediğin soru çözmek, biraz daha soru çözmek demek. Günlerimin 3 saati yolda, 7’si okulda geçti. Haftasonlarım dershanede, “çalışın, çalışın, çalışın!” diyen manyaklarla heba oldu. Bütün sistem kapağı bir yerlere atmak üzerine kuruluydu, nitekim attım da:

Şimdilik kafamda California veya Berlin’e gitmek var. Belki UWC ile şimdiden, belki de Üniversite ile birlikte.

Annemin deyimiyle bir piyango olan hayal gerçek oldu ve ben UWC Dilijan‘ı kazandım. Özgürlük demekti bu; istediğin dersi seçme özgürlüğü, haftasonlarını dershanede tüketmeme özgürlüğü, aynı soruları tekrar tekrar çözmeme özgürülüğü… Bu yaz tatilini yaşayarak geçirmem demek, gelecekten kaygımın olmaması demekti. Hayalinolabilir olmasıydı bu.

nereye varırsa varsın umurumda mı
hiçbir şey tutamaz beni artık.
ne iş ne güç, ne çoluk çocuk
bir su ıslatır, bir sıcak kurutur
denizlerde gemiler göklerde bulutlar
pırıl pırıl sevdalardadır çağım
hiçbir şey tutamaz beni artık
bu bahar, bu ağaçlar, bu rüzgâr
hoşça kalsın en eskisi en yenisi aşklarımın
gitmek mi, gitmek ne demek kaçacağım.

kalbim bu rahatsızlık içinde bir bakarsınız
en güzel türküsünü söyleyebilir.
benim gözüm yollarda sulardadır
yıldızlara karşı bomboş uykulardadır.
ne iş ne güç, ne çoluk çocuk
eylese eylese beni kararımdan -olmaz ya-
bir kadın eyliyebilir.

Turgut Uyar

Bir Haziran akşamı oturuyorum şimdi, arka fonda Buena Vista Social Club, camın önünde esen bir rüzgar, titreşen yapraklar. Şimdi önümde bambaşka bir hayat var: Ailemden, arkadaşlarımdan, yetiştiğim yerden uzaklarda, yetmiş iki milletten türlü türlü insanlarla geçecek olan bir 2 yıl, üniversite, ve en sonunda çalışma hayatı. Hiçbir şey şu anda olduğu gibi olamayacak asla; ne temelli döneceğim geriye, ne de bir çocuk olarak kalabilirim artık.

Olabilirlerim ve çalışacak çok zamanım var. Поехали!

Yol

Dini (veya daha doğru bir deyişle ruhani) kitaplar genel olarak hep ilgimi çekmiştir. Belki sağlam bir inançtan yoksun olmam, belki de saf bir merak; ancak yüzyıllar boyunca milyonlarca insanın inandığı ve bununla da yetinmeyip hayatını adadığı şeylerin ilgi çekmemesi mümkün değil. Biri ve takipçilerinden oluşan küçük bir grup insanın bunca zaman sonra dahi bu kadar insanı etkileyebilmesi etkileyici.
Okumaya devam et

tie of /u/mylasttie

“Yakında sonsuza dek gitmiş olacağım, ama birisi bunu okuduğu sürece bir sorun yok”

Henüz 24 yaşındayım, ancak şimdiden son kravatımı seçtim: Birkaç ay sonraki cenazemde takacağım kravatı. Takımıma uymayabilir, ancak duruma mükemmel uyduğunu düşünüyorum.

Kanser teşhisi o kadar geç konuldu ki, uzun bir hayat sürmem için en ufak bir umudum dahi yok; ancak fark ettim ki ölüme dair en önemli şey, bu dünyayı -katkılarınız sayesinde- olduğundan daha iyi bir yer olarak bıraktığınızı bilmek. Şu ana kadar nasıl yaşadığım, varlığım ve elbette onun yok olması, bir anlam ifade etmeyecek çünkü yaşamım boyunca etki edecek bir şey yapmadım.

Önceden, kafamı işgal eden pek çok şey vardı. Ne kadar zamanım kaldığını öğrendiğimde, bununla birlikte, nelerin gerçekten önemli olduğunu anladım. Bu yüzden size bencil bir nedenle yazıyorum. Farkına vardığım şeyleri sizinle paylaşarak hayatıma bir anlam vermek istiyorum:
Okumaya devam et

Okul

Söz uçar, günlüktekiler karalanır, blog ise baki kalır: Sürekli gidip geldiğim bir konuyu burada yazıp-iredeleyerek bir sonuca ulaşacağımı umuyorum; ve tabii ki her “Kişisel” kategorisindeki yazı gibi bu da kişisel.

Okumaya devam et

Bora M. Alper

Ocak 22, 2015

Blog’u HTTPS’e geçirdik, öngörülebilir bir gelecekte sitenin kalanını da geçirmeyi umuyorum.

Cloudflare sağolsun, para vermeden kotardık işi (diğer taraftan canım blogum ile aranıza adam koyduğum (MITM) aklıma geliyor, huzursuzlanıyorum). Şimdilik, Let’s Encrypt gelene kadar, idare edeceğiz.

Gelecekten: Cloudflare ile yaşadığım bazı teknik sorunlardan ötürü (ki nedeni hakkında en ufak bir fikrim yok), gene HTTP’ye geri döndürdüm. –16.02.2015

datalove

Veri Sevgisi

Veriyi sev
Veri esastır
Veri akmak zorundadır
Veri kullanılmak zorundadır
Veri ne iyidir ne de kötü
Yasadışı veri diye bir şey yoktur
Veri özgürdür
Veri sahiplenilemez
Hiçbir insan, makine ya da sistem veri akışını sekteye uğratmamalıdır
Veriyi kapatmak veriliğe karşı suçtur
Veriyi sev

Okumaya devam et

Bildirilerin Çevirisi veya Bir Çeviri Bildirisi

Son zamanlarda hacker, cyber/cypherpunk ve crypto-anarşist kültür(ün)e karşı git gide artan ilgim sonucunda bu akımlara yön verdiğini söyleyebileceğimiz bazı bildiri ve yazılara ulaştım. Pek çoğu yazılalı üzerinden yıllar geçmiş olsa da hala güncel konularla ilgili önemli konulara parmak basıyor ve -biraz da bundan olsa gerek- geçerliliğini hala koruyor.

Normalde İngilizce bir bilişim metnini çevirmeyi gereksiz bulur, daha doğrusu zaman kaybı olarak görürüm: Bu işlere merak salan bir kimse, eğer merakında israrlı ise, zaten bir süre sonra İngilizce’ye bulaşmak zorundadır (Elbette bu işi kendi dilimizde halledebilsek çok daha güzel olurdu; ancak bunun -neredeyse- imkansız olduğu da bir gerçek). İşte benim amacım da bu konularla henüz tanışmamış veya tanışık olmayan kişileri konuyla tanıştırmak. Bir nevi propaganda da denebilir.

Okumaya devam et

geziparkarsiv

“Gezi Park Eylemlerinin Görsel Arşivi”ni oluşturmak üzere yola çıkan insanların oluşturduğu geziparkarsiv‘in bir kopyasına arsiv.boramalper.org‘dan ulaşabilirsiniz.

Yaklaşık 85 GB’lık bu arşivi beğeneceğinizi umuyorum. :)

Düzenleme: Üzülerek belirtirim ki içerik, büyük boyutu nedeniyle barındırma hizmeti sağlayıcımdan gelen istek üzerinde kaldırılmıştır. Eğer arşivi -diğer insanların erişebileceği bir şekilde- barındırmak istiyorsanız; lütfen bana bir e-posta gönderin, böylece arşivi size göndermeyi deneyebilirim.

Düzenleme: Sevinerek belirtirim ki içerik, Internet Archive tarafından korunmaktadır: geziparkarsiv.tar

WordPress!

Ooo bak ne güzel static!“, “WordPress zaten hantal ya.” gibi saçma sapan bahanelerle heves edip kendimi Jekyll’e atmamın ardından, Jekyll’in bana -sürekli- sorun çıkarması sonucu “Eeh, iki kelime bir şey yazacağız; onun için de hata mı ayıklayacağım iki saat?!” deyip gene WordPress’e geçtim.

Çok iyi oldu, çok da güzel oldu.