Abdullah Gül: “Cumhuriyet Döneminin Artık Sonu Geldi”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu CNN Türk’te Şirin Payzın’ın sunduğu Ne Oluyor? programına konuk oldu. Kılıçdaroğlu, “Abdullah Bey esas olarak tarafsız cumhurbaşkanlığı yaptı. Zaman zaman eleştirdik ama olabildiğince tarafsız Cumhurbaşkanlığı yaptı. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı dönemine saygı duyuyorum” diye konuştu.

diye yazmış Aydınlık gazetesi Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini…

Eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adı siyaset kulislerinde konuşuladursun, gelin biz kendisinin 27 Kasım 1995’te İngiliz The Guardian gazetesinden Jonathan Rugman’la yaptığı, Posta gazetesinin ertesi günü Ürperten itiraf diye haber geçtiği o söyleşinin tam Türkçe çevirisine bakalım.

TÜRK İSLAMCILAR İKTİDARI HEDEFLİYOR

Refah Partisi gelecek aydaki seçimler için bir devrim yolunda, Jonathan Rugman Ankara’dan yazıyor.

Jilet gibi ceketi ve kravatıyla Abdullah Gül. Şimdi yeniden-İslamcı Refah Partisi’nde milletvekili olan Gül, başkan yardımcısı da olabilir, ancak kendisi iyi İngilizce konuşuyor ve Batı’nın siyasi geleneklerinde eğitilmiş gibi.

Sayın Gül’ün de, bu karizmasından mütevellit, görevi Refah’ın ilkelerini ve politikalarını şüpheli yabancılara açıklamak olmuş. Ancak kendisinin mesajı aksi iddia edilemeyecek kadar radikal; 52 İslam ülkesi arasındaki tek laik demokrasi olan Türkiye’nin eşsiz konumuna doğrudan kafa tutan bir mesaj.

“Cumhuriyetin sonu geldi” diyor Sayın Gül açıkça. “Eğer Ankara’nın nüfusunun yüzde 60’ı prangalar içinde yaşıyorsa, o zaman laik sistem başarısız olmuş demektir ve biz bunu kesinlikle değiştirmek istiyoruz.”

Genel seçimlere bir aydan az kala Refah da anketlerde oldukça iyi gözüküyor, bundandır ki Sayın Gül’ün mesajını gözardı etmek imkansız.

Başbakan Tansu Çiller’in Doğru Yol Partisi tarafından yapılan bir anket, İslamcıları ikinci sıraya, Doğru Yol’un yüzde 3 altına yerleştiriyor, ancak tüm diğer siyasi partilerin anketlerinde Refah ilk sırada.

Geçen seneki yerel seçimlerde Refah, oyların yüzde 20’sini silip süpürerek Ankara ve İstanbul’un belediyelerine geçti. Önümüzdeki ay ise yüzde 30’u hedefliyor, ki hükumeti tek başına kurmak için yeterli.

Oylar çeşitli sol ve sağ laik partiler tarafından bölündüğünden, yüzde 30’u tutturmak büyük ihtimalle zor olacak, ancak ne var ki, diğer partiler Refah’a karşı birleşmiş değiller.

En son darbeden 15 yıl sonra pek çok Türk, laik siyasetçilerin artan sosyal ve ekonomik sorunlara karşı başarısızlıklarından sonra hayal kırıklığına uğramış durumda. Uzmanlar Refah’ın büyük bir “isyan” oyunu toplayacağından hemfikir.

“Onlar ciddi bir siyasi güç” diyor Ankara’daki bir Batılı diplomat. “Maksatları net, sıkıca örgütlenmiş. Çözülmesi gereken gerçek yapısal sorunlar üzerinden siyaset yapıyorlar. Eğer Refah iktidara gelirse, hala bir adam bir oy kalacak mı?”

Refah, İslam-dışı faiz sistemini kaldırmak, ve Kürt ağırlıklı Güneydoğu’daki savaş bölgelerinden Türk askerlerini çekmek istediğini söyledi, ki bu Türkler ve Kürtler arasındaki üstü-kapalı “Müslüman kardeşliği” söylemi onlara çok destek kazandırdı.

Sağcı bir kanun ve nizam çizgisinde, arkasında önde gelen güvenlik şefleriyle duruyor Sayın Çiller. Kendisi dini liderlerle oturup çay içerken kendisini iyi bir Müslüman olarak tanıtma çabasında. Ancak Avrupa’da ise seçimleri Batı-yanlısı reformcular ve İslamcı köktenciler arasındaki bir çekişme olarak sunuyor.

Çiller’in köktenci İslamcılara karşı duruşu kendisine laik düzenden büyük destek kazandırdı, buna 1957’den beri meclise girmeye çalışan ilk Türk Yahudi, İstanbullu sanayici, Cefi Kamhi de dahil. “Refah’ı ana bir mücadeleci olarak görüyorum,” diyor Sayın Kamhi.

Refah’ın lideri Necmettin Erbakan ise Yahudilere öfkeyle karşı ve daha önce de Türkiye’nin sosyal sorunları için Hristiyan Ermenileri suçlamıştı.

Yakın zamanda “Avrupa uyuşturucu bağımlılarının kıtası – bir entrika ve zulüm kazanıdır,” diyen Sayın Erbakan Refah’ın maksadını da “İslam’ın dünya birliğini inşa etmek ve Batı’yı kurtarmak” olarak belirtiyor.

440-sandalyeli meclisteki Refah’ın 38 milletvekillerinden biri olan Oğuzhan Asiltürk şeriatın gelme olasılığını reddetmiyor, sebep olarak da kendi oy tabanını üzmek istemediğini belirtiyor.

Belediyeler seviyesinde ise Refah çok daha fazla kısıtlandı, kısa eteklere karşı başörtüsünü müdafaa etti, fuhuşu kaldırmaya söz verdi, baleyi hayasızca buldu, “açık saçık” heykelleri yıktı ve İstanbul’daki dubaları İslamcı bir yeşile boyadı.


Takdir sizin, hepimizin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.