UWC Dilijan’da İlk Hafta

On aylık bir sürecin sonunda nihayet kavuştuğum okulumda ilk haftam geçmiş bile. UWC‘ye ve başvuru sürecine değinmeden UWC Dilijan‘da geçirdiğim ilk hafta ve ilk izlenimlerimi anlatmak istiyorum. Umarım buraya gelecek olanlara bir yardımım olur, bu arada ben de içimi dökerim. :)

Ermenistan (Hayastan)

Yurt dışı dediğin Ermenistan mıydı? Gidlir mi çocuğum oraya?

Başvuru sürecinden tutun da kazandığınız andan itibaren en çok duyacağınız şeylerden biri insanların Ermenistan hakkındaki (genelde olumsuz) görüşleri olacak. Hevesinizi kursağınızdan çıkarabilirsiniz; endişelenecek bir şey yok.

Ermenistan; Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, İran ve Karabağ’a komşu olan bir ülke. Azerbaycan ile kanlı bıçaklı, Türkiye ise araları limoni: iki ülke de karşılıklı olarak konsolosluk bulundurmuyor (vizeyi sınırda alıyorsunuz), sınırlar kapalı (başka ülkeden aktarma yapıyorsunuz). Denize kıyısı olmayan bir ülke olarak ithal ettiği malların çoğunu Gürcistan üzerinden getiriyor. Bu malların bir kısmı da Gürcistan’a Türkiye üzerinden gidiyor. Bu yüzden de kıyafet gibi bazı ürünler, Türkiye’ye kıyasla çok daha pahalı (ve hatta bazen kalitesiz).

Yedi milyonluk bir diaspora olan Ermeniler’den Ermenistan’da yalnızca üç milyon tane var; ki bunların da bir milyon kadarı başkent Erivan‘da. Ülkenin nüfus yoğunluğu İstanbul’un onda biri ve Dilijan’da bu oran neredeyse yirmide bire kadar düşüyor. Tahmin edebileceğiniz üzere ülke oldukça kırsal ve az-gelişmiş bir halde. Sovyet-sonrasının izleri ise hala gözüküyor: Sağlam ancak boyası aşınmış gri/bordo renkli, çirkin apartmanları pek çok yerde görebilirsiniz.

Ermeniler’i bizden ayırmak gerçekten güç: Yemeklerden tutun da binalara, insanlara, giyimlerine, tarzlarına kadar pek çok şeyi bizimle ya aynı ya da oldukça benziyor. Bunun UWC Experience‘ı açısından kötü (çünkü kendinizi gerçekten yabancı hissetmiyorsunuz) ancak rahatlık açısından mükemmel olduğu bir gerçek: Dolma (bizdeki sarma), Imam Bayildi, kebap (döner ile kebap ayrımı yok onlarda, ancak ikisi de var), mantı, lavaş gibi pek çok yemek aynı şekilde Ermenistan’da da var. Gürcistan ve Rus mutfağından da pek çok yemeği de yine Ermenistan’da yiyebilirsiniz ki Gürcü mutfağı da yine Türk mutfağına yakın.

Her şey iyi güzel hoş, peki bir Türk olarak Ermenistan’da bulunmak nasıl bir şey? Normal. Bulunduğum süre boyunca ne okuldakilerden ne de yerel halktan (ki Ermeni gibi gözüktüğünüz ancak sizi daha önce görmedikleri için Türk olduğunuzu anlayabiliyorlar) olumsuz bir şeyle karşılaşmadım. İnsanlar tutucu olmalarına karşın oldukça sıcak kanlı ve misafirperver. İçiniz kesinlikle rahat olsun. Ermeniler’in Ağrı Dağı’nı (Ararat) kendilerininmiş gibi sanmaları (ki bence bir dağ kimseye ait değildir) dışında Türkiye’nin doğusunu da sahiplenmeleri gibi durumlar var; Osmanlı’yı toplamaya çalışan manyaklarımız gibi kendilerinin sayısının da az olduğunu umuyorum (şükür ki daha karşılaşmadım da) ancak denk gelirseniz “Bence o bölge Kürtlere ait, 40 yıldır savaşıyorlar ve bence hakettiler.” diyerek karşı tarafın dengesini bozabilir, kolayca sıvışabilirsiniz. Soykırım (tehcir?) hakkında ise yorum yapmıyorum, size kalmış; ancak konu -gerçek ne olursa olsun- oldukça hassas, siz de farklı fikirde olsanız bile aynı hassasiyeti göstermeye dikkat edin. Zaten normalde de kimse gelip yüzünüze “1915 NEVER FORGET” diye bağırmıyor.

Yaygın (olmayan?) kanının aksine Ermenistan bir savaş bölgesi değil. Mevcutta sadece sınır bölgesinde Azerbaycan ile karşılıklı tacizler olsa da ne Dilijan ne de ülke genelinde bir güvenlik sorunu yok.

UWC Dilijan

Evim evim güzel evim: Gelecek iki yılınızı geçireceğiniz yeni evinize hoşgeldiniz.

Tiflis’e ayak bastığım andan itibaren gerek havalimanında karşılamaya gelen ekip (Hanna!) olsun gerekse gece yarısı bizi bahçede karşılayan öğrenciler, herkes size oldukça iyi davranıyor. O gün bavullarınızı 3 kat yukarıya taşıyan, hatta yatağı dahi hazırlayan oda arkadaşlarınız (benim Nikola ve Hrach) olacak.

İnsanlar oldukça içleyici (dışlayıcının zıttı…) ve sıcak kanlı; ancak alışmanız zaman alacak, endişe etmeyin. Hele daha önce yurt deneyimi yaşamadıysanız (ben) süreç daha da zor olabilir. Kimi ailesini, evini özleyip ağlıyor; kimi de kabuğuna çekiliyor. Naçizhane tavsiyem, ne olursa olsun kendinizi kendi konfor alanınızın dışına atmanız. Eğer rahatsızsanız, eğer korkuyorsanız, eğer yorgunsanız doğru yapıyorsunuz demektir. Kendi dilinizi konuşan insanlarla değil başkalarıyla vakit geçirmeye çalışın. En hor gördüğünüz çocuğun yanına oturun. Almanların getirdiği çikolatayı değil uzak doğundan gelen değişik çerezleri deneyin. UWC, değişik kültürlerden değişik insanlara tanışabilmeniz için kaçınılmaz bir fırsat, kaçırmayın. Unutmayın ki UWC deneyimi her zaman mutlu olmak ve okulunuzun çim tavanında (evet, tavan) koşturmak demek değil; mutsuzluk, rahatsızlık, üzüntü, uykusuzluk ve daha pek çok şey de buna dahil.

Karşılaştırmalardan sakının. Ne kendinizi başkalarıyla, ne de insanları birbiriyle kıyaslayın. Bu hem sizi mutsuz eder, hem de yanlış kanılara kapılmanıza neden olur. Kafaya takmayın, ve kendinize odaklanın.

Kültürlere karşı saygılı olun. Eğer gerçekten tarafsız bakabilirseniz kendi kültürünüzde dahi tuhaf karşılayacağınız pek çok bulabilirsiniz; bu yüzden başkalarını da sadece sizden daha farklı bir tuhaf olduğu için eleştirmeyin.

Saygı ve gerektirdiği sorumluluğun gereklerini yerine getirin. Yurt ve toplu kolej hayatında her bir bireyin ettiği şeyler doğrudan ve dolaylı olarak diğerlerini de etkiliyor; sorumluluklarınızı düzgünce yerine getirin, ve insanlarla olan karşılıklı saygıyı koruyun. İnsanları maddi veya manevi durumlarına, milletlerine göre sınıflandırıp damgalamayın.

Gelirken yanınızda ıslak mendil, çamaşır deterjanı, (yerel/geleneksel) yemek, ve odanızı özelleştirecek sürüyle ıvır zıvır getirin. Islak mendili nasıl kullanacağınızı zaten keşfedeceksiniz, çamaşır deterjanı ise şehre inene kadar sizi bir müddet idare edecektir. Yemekler hem kendi kültürünüzü başkalarına tanıtmak, hem de insanların karnını doyurarak arkadaşlıklar kurmanızda yardımcı olur; acıktığınız da siz de ağzınıza atar, memleket hasretinizi dindirirsiniz. Odanızı özelleştirmek de kendinizi evde hissetmenizde inanılmaz işe yarar.

İLAÇ GETİRİN. Her ne kadar okulun tıbbı merkezi ve devlet hastaneleri olsa da bazı ilaçları bulamayabilir, veya Rus versiyonuna mecbur kalabilirsiniz. Özel bir hastalığınız varsa bulunduğunuz süre boyunca size yetecek kadar getirdiğinizden emin olun, veya önceden okulla konuşup detaylı bilgi alın.

Okulda helal de dahil olmak üzere her öğün için çeşit çeşit yemek çıkıyor. Daha önce de bahsettiğim gibi yemekler bize hiç de yabancı değil, bu yüzden sorun yaşamayacağınızı sanıyorum. Ayrıca ara öğünlerde akademik ve spor binasına çeşitli atıştırmalıklar geliyor, afiyetle yiyin. Sular da arıtılıyor, çekinmeyin musluktan için.

KATMANLI GİYSİLER GETİRİN. Dilijan’da hava delicesine dengesiz: sabah güneşten terlerken öğle vakti yağmurda sırılsıklam olabilirsiniz; bu yüzden çok kalın şeyler almak yerine üşüdükçe üstünüze geçirebileceğiniz rahat şeyler getirin. Gün boyunca ve gün sonunda dahi sağa sola koşturuyor olacağınızdan rahat etmeniz önemli. Bol bol iç çamaşırı da getirmeyi unutmayın. Alışverişi burada yapar eksiğimi tamamlarım kafasıyla gelmeyin (yemek hariç).

TADINI ÇIKARIN. Giden hiçbir yıl geri gelmiyor ancak UWC gibi bir fırsat bir daha asla gelmeyecek. Dengeyi sağlayın ve bu iki yılın doya doya suyunu çıkarın! (Bora söyler kendi bir ders alır mı?)

UWC Dilijan’da İlk Hafta” üzerine bir düşünce

  1. su

    Merhaba, yakın bir tarihte oğlum uwc sınavlarına dahil olacak.Konu ile ilgili olarak mail adresimden ulaşım sağlayabilirsek çok sevinirim.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir