Ne İstiyorum

Minecraft’ı ilk oynadığım zamanlar oyunda herhangi bir görevin olmadığını anladığım anda yaşadığım sanal varoluşsal krizi, başka insanların önümüze koyduğu hedeflerin suniliğini fark etmemle birlikte kendi hayatımda da yaşamaya başladım.

Dilijan’a ilk geldiğimizde, buradan giderken bize geri verilmek üzere, bir mektup yazmamız istenmişti. Ne yazdığımı hala hatırlıyorum; adam olmayı istemiştim, kendimi aşmayı, daha güçlü, kendi ayakları üzerinde duran biri olmayı. Klişe belki, bayağı hatta, ancak fark ettim ki “mutlu olmayı dilemek” de bir o kadar kilişe, ve eğer sizi neyin mutlu edeceğini bilmiyorsanız, nasıl mutlu olacağınızı da bilmiyorsunuz; ve anlamıştım ki kısa dönemli mutluluklardan daha çok istediğim şeyler vardı.

Geriye baktığımda gurur duymak istiyorum. Bir gün öleceğimi bilmek, bana geride bir şeyler bırakmam gerektiğini hissettiriyor. Bir şeyler bırakmak: baktığımda gurur duyacağım; bu benim tasarımım, benim bunda emeğim var diyeceğim, ben ölsem dahi yaşayacak olan, insanlığa katkıda bulunacak bir şey. Dünya ve insan ile sınırlamayalım kendimizi; bu evreni herkes için çok daha iyi, çok daha güzel, çok daha yaşanır bir yer yapmalı. Robotları da katalım buna, hayvanlar da sevinsin, ve bitkiler de nasiplenebilir belki. Uzayı keşfeden bir astronota yardım edebilmek örneğin. Ya da ne bileyim, bir insanın acısını dindirebilmek, bir çocuğu hayrete düşürebilmek de olabilir.

Bir de seviyorsam eğer, ve seviliyorsam, daha da başka bir isteğim yok buradan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir